7 Ocak 2017

Ülsere İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Ülsere İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Ülsere İyi Gelen Yiyecekler

Mide ülseri, mide zarında ve dokusunda meydana gelen, tahriş olmaya açık iltihaplı yaralardır. Ülserin tipik belirtileri karın ağrısı, baş ağrısı, kusma ve mide bulantısıdır.

Milyonlarca insanı etkileyen ülser tedavisinde doktorunuz tarafından belirlenen ilaçları kullanabileceğiniz gibi bu iltihaplı yaralara zarar veren yiyeceklerden kaçınmalı ve yaraların iyileşmesine yardımcı olacak besinleri tüketmelisiniz. Ülser belirtileri tükettiğiniz gıdalara göre şiddetlenebilir.

Mide ülseri için uzmanlar K vitamini bakımından zengin gıdaları, antioksidan meyveleri, sebzeleri ve lifli besinleri önermektedir.

Mide Ülserine Faydaları Besinler
Lifli Gıdalar: Lifli gıdalar sindirim sırasında gıdaların parçalanması için salgılanan hidroklorik asidi kontrol altında tutarak ülser yaralarının bu asit nedeniyle tahriş olmasını engeller. Besin lifi açısından zengin sebze, meyve ve tam tahıllı ekmekler ülser belirtilerini hafifletmek ve ülserin genişlemesini engellemek için kullanılabilir.

K Vitamini: K vitamini ülser tedavisi için gerekli olan vitaminler arasında ilk sırada yer almaktadır. Açık yaraların kanamasını önleyici ve yaranın bulunduğu mide zarını iyileştirici özelliği sayesinde ülser tedavisi sürecini kısaltmaya yardımcı olur.

K vitamini bakımından zengin lahana, ıspanak, avokado, kuşkonmaz, soya, aspir yağı, yonca ve çavdar unu gibi besinleri beslenme programınıza ekleyebilirsiniz.

Flavonoidler: Flavonoid içeren yiyecekler ülseri önleme ve yaraların iyileşmesine yardım edebilir. Peptik ülser oluşumundan sorumlu “Helicobacter pylori” bakterisinin çoğalmasını ve yayılmasını engelleyen flavonoidler en çok sarımsak, soğan, kereviz ve elma gibi yiyeceklerde bulunur.

Bu gıdaları düzenli olarak tüketerek mide zarının zayıflamasını ve ülserin genişlemesini engelleyebilirsiniz. Ancak özellikle çiğ soğan ve sarımsağın çok dokunduğu ülser hastaları da vardır. Dokunduğu takdirde bu gıdaları almayı kesinlikle sürdürmeyin.

Mide Ülserine Zararlı Besinler
Yağlı Yiyecekler: Yumurta, süt ürünleri, tavuk kanadı, işlenmiş etler, fastfood ürünleri, patates cipsi, krakerler, pastane ürünleri ve sığır eti gibi doymuş yağ içeren gıdalar mide ülserini şiddetlendirebilir.

Eskilerin sütün ülsere iyi geldiği inanışı artık geçerliliğini kaybetmiş ve süt, gaz yapan, mide asidini arttıran gıdalar arasında yerini almıştır.

Sütün verdiği rahatlama çok kısa süreli ve geçicidir.  Kısa rahatlama ardından mide asidinde artış yaşanabilir.

Genellikle kızartma ürünlerinde kullanılan trans yağlar da mide ülseri olanlara tavsiye edilmemektedir.

Trans ve doymuş yağ içeren gıdalar sindirimi zorlar ve sindirim sisteminin gıdaları parçalamak için daha fazla mide asidi salgılamasına neden olur. Daha fazla yağ asidi ise açık, iltihaplı ülser yaralarında tahrişe ve büyümeye yol açabilir.

Alkol: Teknik olarak gıda maddesi olmamakla birlikte aşırı alkol tüketiminin ülser belirtilerini şiddetlendirebileceği biliniyor.

Alkol ve ülser arasındaki bağ bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da alkol tüketenlerde daha çok mide ülseri görülüyor. Alkol aynı zamanda ülser yaraları bulunmayan midelerde mide astarına zarar vererek tahrişe yol açabilir.

Kafein: Daha çok kahve ile ilişkilendirilen ancak yeşil çay, siyah çay, kolalı içeceklerde de bulunan kafein, mide asidi üretimini arttırarak ülser belirtilerinin şiddetlenmesine ve yaraların tahriş olmasına neden olabilir.

Diğer Beslenme Önerileri
Doğru beslenme ile önemli ölçüde tedavi edilebilen mide ülseri, aynı şekilde yanlış beslenme ile ilerleyebilir ve mide kanamasına kadar varan ciddi rahatsızlıklara neden olabilir. Bu yüzden ülseriniz varsa kendinize bir diyet listesi belirlemeli ve bu listeye bağlı kalmalısınız.

Yukarıda uzmanların önerdiği besinlere yer vermeye çalıştık. Şimdi genel olarak ülseri olanlara tavsiye edilmeyen besinlere bir bakalım.

Portakal, limon, ıhlamur, greyfurt, domates ve domates sosu gibi asitli gıdalar ülseri tetikleyebileceğinden dikkatli tüketilmelidir. Kahve, alkol ve diğer kafeinli içeceklerden kaçınılmalıdır.

Ekşi krema, dondurma gibi fazla asit ve sindirim enzimi salgılanmasına neden olan süt ürünleri iyileşme sürecini yavaşlatabilir.

Toz biber, karabiber, acı biber, pul biber, nane, tarçın gibi baharatlar olabildiğince az tüketilmelidir. Çikolata ve gazlı içecekler ülseri olanlara önerilmez.

Gün boyu öğünlerinizi bölerek sindirimi rahatlatabilir ve mide asidini kontrol altında tutabilirsiniz.

Gıdaları kızartma yerine haşlama olarak tüketmek daha kolay sindirilmelerine yardımcı olacaktır. Mide ülseri bakteri, aşırı stres ve yanlış beslenme nedeniyle oluşabileceği gibi aşırı aspirin kullanımı da mide ülserine yol açabilir.

İlaç kullanmaya başlamadan önce yan etkileri hakkında bilgi almak için doktorunuza danışın. Eğer başka bir rahatsızlık için düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız ve mide ülseriniz varsa bunu doktorunuza söylemeyi unutmayın.

Unutkanlığa İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Unutkanlığa İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Unutkanlığa İyi Gelen Yiyecekler

Sağlıklı beslenme; diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, damar tıkanıklığı ve daha pek çok hastalığa yakalanma riskini azaltırken, beyin fonksiyonlarını da geliştirerek unutkanlığa iyi gelir ve hafızayı güçlendirir.
Örneğin, fazla miktarda doymuş yağ içeren yiyecekler kötü kolesterolün yükselmesine, damarlarda plakalar oluşmasına ve dolayısıyla beyne olan kan akışının azalmasına neden olabilir.

Beyne giden kanın olması gerekenden az olması ise kan yoluyla taşınan oksijenin de azalmasına yol açar. Oksijen azlığı kısa sürede hafızanın zayıflamasına, ilerleyen durumlarda ise “vasküler demans”a neden olabilir.

“Unutkanlığa iyi gelen yiyecekler” beyne ve diğer organlara iyi geldiği bilinen, omega yağ asitleri, antioksidan, vitamin ve mineral bakımından zengin besinleri kapsamaktadır.

Unutkanlığa İyi Gelen Besinler
Yabanmersini: Yabanmersini üzerine yapılan araştırmalar bu meyvenin beyni “oksidatif stres”e karşı koruyarak yaşa bağlı unutkanlığı geciktirdiğini ortaya koymaktadır.

Ayrıca düzenli olarak yabanmersini tüketmenin öğrenme kapasitesini arttırdığı ve motor becerileri geliştirdiği yönünde araştırma sonuçları bulunmaktadır. Hafızanızı güçlendirmek için günde bir avuç yabanmersini yiyebilirsiniz.

Derin Deniz Balıkları: Omega 3 yağ asitleri bakımından zengin ton, somon gibi yağlı, derin deniz balıklarının unutkanlığa iyi geldiği bilinmektedir. Aynı zamanda iyi bir protein kaynağı olan bu balıklar genel sağlığın korunmasına da katkıda bulunur.

Haftada 2-3 öğün balık tüketmek uzun dönemde hafızanızı korumaya yardımcı olacaktır.

Kuruyemişler: Yağ asitleri ve yaşla birlikte görülen bilişsel gerilemeyi yavaşlatan E vitamini bakımından zengin olan kabuklu yemiş ve tohumlar unutkanlıkla mücadele için önerilen besinler arasında yer almaktadır.

Ceviz, fındık, kaju, badem, yer fıstığı, ay çekirdeği, susam, keten tohumu gibi yemişlerden birini her gün bir avuç yemek hafızanın korumasına katkıda bulunur.

Kepekli Tahıllar: Her organ gibi beyninde yeterli oksijen alabilmek için düzenli kan akışına ihtiyacı vardır. Yulaf ezmesi, tam tahıllı ekmekler ve kahverengi pirinç gibi kepekli tahıllar kötü kolesterolü düşürerek kan akışını olumsuz yönde etkileyen damar tıkanıklığına karşı koruma sağlar.

Beyaz ekmeği tam buğday ekmeği veya kepekli ekmekle değiştirmek uzun dönemde hafızanın korunması için atılacak iyi bir adımdır.

Nar Suyu: Antioksidan bakımından zengin olan nar suyu, vücutta bulunan ve hücre yapısını bozan “serbest radikallere” karşı etkin koruma sağlar.

Nar suyu gibi antioksidan etkisi bulunan portakal, çilek, greyfurt gibi meyvelerde unutkanlığa iyi gelir ve beyin hücrelerini korur. Nar suyu ekşi gelirse yarı yarıya suyla karıştırarak içebilirsiniz.

Yeşil Çay: Kahvenin yarısı kadar kafein içeren yeşil çay konsantrasyonu arttırır, ruh halini yukarı taşır ve unutkanlığa iyi gelir. Antioksidan özellikleri ile beyni ve diğer organları koruyan yeşil çay taze demlenmelidir, şişelenmiş olarak satılan yeşil çayın etkisi oldukça azdır ve gıda kimyasalları içerdiğinden yarardan çok zarar verebilir.

Yeşil çayı demledikten sonra sıcak veya soğuk olarak içebilirsiniz.

Koyu Çikolata: Yeşil çay, nar suyu ve turunçgiller gibi antioksidan etkisi bulunan siyah çikolata hafızanın korunmasına yardımcı olan besinler arasındadır. Ayrıca içinde bulunan kafein ile konsantrasyonu arttırır ve enerji verir.

Ancak çikolatanın olumlu etkilerinden faydalanabilmek için %50-%70 arasında kakao içeren bitter çikolatalardan yemelisiniz. Çikolatanın fazlası yarardan çok zarar verebilir, bu nedenle uzmanlar günde 10-15 gram çikolata yemenin yeterli olacağını belirtiyorlar.

Ispanak: Folik asit ve mineraller bakımından zengin olan ıspanak hafızayı geliştirir ve unutkanlığı tersine çevirebilir.

Folik asit, Alzheimer hastalığından korunmak ve yaşa bağlı unutkanlığın tedavisi için önerilen vitaminler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. 1 kase çiğ ıspanak günlük folik asit ihtiyacının yaklaşık %60’ını karşılar.

Elma: Bir antioksidan çeşidi olan “quercetin” bakımından zengin elma, kırmızı soğan ve brokoli hafızayı geliştirmek için önerilen besinler arasındadır. Brokoli aynı zamanda folik asit için iyi bir kaynaktır.

Domates: Likopen, domateste bulunan güçlü bir antioksidandır ve özellikle demans gelişimine katkıda bulunan, serbest radikallerin neden olduğu hücre tahribatına karşı koruma sağlar.

Diğer Öneriler
Bazı B vitaminleri (B6, B12 ve folik asit) Alzheimer hastalığı ile ilişkili olduğu bilinen kandaki “homosistein” seviyesinin düşürülmesine yardımcı olur. Hafif bilişsel bozukluğu bulunan hastalar üzerinde yapılan çalışmalarda bu vitaminlerin süreci tersine çevirebileceği yönünde sonuçlar elde edilmiştir.

Unutkanlığa engel olmak ve hafızayı geliştirmek için yemeniz gereken gıdaların yanında yememeniz gerekenler besinler de var.

Örneğin, trans yağlar damar tıkanıklığı riskini arttırırken metabolizmanın işlevlerini aksatabilir. Bunun dışında fazla şeker damarların yıpranmasına ve proteinin gerektiği gibi işlenememesine neden olabilir.

Hamburger, patates kızarması, pastane ürünleri, şekerli içecekler, aşırı şekerli tatlıları olabildiğince az tüketin ve bunları daha sağlıklı alternatifleri ile değiştirmeye çalışın.


Tansiyona İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Tansiyona İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Tansiyona İyi Gelen Yiyecekler

Yüksek tansiyon tüm dünyada en yaygın olarak görülen ve önlenebilir hastalıklar arasında yer almaktadır. Beslenme yoluyla kan basıncını kontrol edebilir ve yüksek tansiyonun tetikleyebileceği kalp, beyin, göz ve böbrek hastalıklarından korunabilirsiniz.

Tansiyonu düşürmek için tavsiye edilen yiyecekler arasında sebze, meyve ve süt ürünleri ilk sıralarda gelmekle birlikte sodyum tüketimini sınırlandırmak tansiyonu sağlıklı düzeylerde tutabilmek adına uzmanlar tarafından öneriliyor.

Tansiyonu Düşüren Yiyecekler
Sebzeler: Sebzeler tansiyonu düşürmenin yanı sıra içerdikleri besin lifi, potasyum, magnezyum ve diğer minerallerle genel sağlığınızı geliştirmenize yardımcı olur.

Her gün yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere 2-3 kase farklı renklerdeki sebzelerin çiğ ve haşlanmış olarak tüketilmesi tansiyon hastalarına önerilmektedir.

Brokoli, patates, ıspanak, domates ve kabak gibi sebzeleri tansiyonu düşürmek için kullanabilirsiniz.

Meyveler: Sebzeler gibi lif, vitamin ve mineral içeren meyveler de yüksek tansiyonu düşürmek için yardımcı olabilir.

Muz, elma, çilek, kavun, şeftali, ananas, mango ve turunçgiller yüksek tansiyonu dengelemek için iyi seçenekler arasında yer almaktadır.

Taze meyve yerine meyve suyu içiyorsanız suyun taze sıkılmış olması ve şeker eklenmemiş olması önerilmektedir.

Süt Ürünleri: Kalsiyum damar sağlığı ve damar tıkanıklığını önlemek için gerekli mineraller arasındadır.

Kalsiyum bakımından zengin yoğurt, süt ve peynir gibi besinleri günlük beslenmenize eklemek tansiyonu normal değerlere çekebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta tüketilen süt ürünlerinin az yağlı veya yağsız olmasıdır.

Eğer süt ürünleri tüketemiyorsanız doktorunuzdan besin takviyesi önerisi alabilirsiniz.

Tam Tahıllar: Kan basıncını düşürmeye yardımcı lif bakımından zengin olan esmer pirinç, kepekli ekmek, arpa ve yulaf gibi tam tahılları beslenme programınıza ekleyebilirsiniz.

Beyaz un ve şeker gibi rafine karbonhidratlar yerine tam tahıllı besinleri düzenli olarak tüketmek tansiyonu kontrol altına almanızı sağlayacaktır.

Balık: Protein tansiyonu düşürmek için önemli olmasına karşın proteinin hangi kaynaktan alındığı da oldukça önemlidir.

Kaliteli protein kaynağı olarak somon, ton, mezgit gibi soğuk su balıklarını tüketebilirsiniz.

Haftada en az 2 öğün balık tüketmek vücudun ihtiyacı olan ancak vücut tarafından üretilmeyen omega yağ asitlerini almanızı da sağlayacaktır.

Kuruyemiş: Badem, fındık, ceviz ve fıstık gibi kuruyemişler sağlıklı birer yağ kaynağı olarak her gün tüketilebilir.

Baharatlar: Aşırı tuz tüketiminin tansiyonu yükselttiği biliniyor. Yemeklerinizde tuz yerine kurutulmuş baharatlar kullanarak sodyumun bu olumsuz etkilerinden korunabilirsiniz.

Yüksek Tansiyon ve Beslenme
Tansiyonu düşüren mucize bir yiyecek bulunmamakla birlikte dengeli ve düzenli beslenme tansiyon şikayetlerinizi büyük oranda azaltacaktır. Örneğin potasyum, vücutta sıvı düzenlenmesi dahil olmak üzere pek çok önemli fonksiyonun yerine getirilebilmesi için gereklidir.

Yapılan araştırmalar potasyum bakımından zengin gıdaların tüketiminin yüksek tansiyon hastalarında olumlu etkilerini ortaya koymaktadır.

Potasyum içeren süt, yoğurt, kayısı, avokado, muz, kavun, hurma, nektarin, üzüm, tavuk, balık, ton balığı, hindi, havuç, kereviz, fasulye, patates, ıspanak, yer kabak ve domatesi beslenmenize ekleyerek yüksek tansiyon için gereken potasyumu alabilirsiniz.

Potasyum böbrek hastalarında diğer bazı sorunlara yol açabileceği için hem hipertansiyonu hem de böbrek rahatsızlığı olanlar doktora danışarak alternatif bir yol izleyebilir.

Kalsiyum eksikliği hipertansiyon ile ilişkilidir. Yüksek tansiyon için tavsiye edilen beslenme listelerinde potasyum ve magnezyumla birlikte kalsiyum içeren gıdalarda bulunmaktadır.

Yaşa ve cinsiyete göre gereken günlük kalsiyum oranı değişmekle birlikte tavsiye edilen doz 310 ila 400 mg arasındadır. Yeterli miktarda kalsiyum almak için süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, badem, fasulye ve tofu tüketebilirsiniz.

Magnezyum kan damalarını rahatlatarak yüksek kan basıncının olumsuz etkilerine ve tansiyonun yükselmesine karşı koruma sağlar.

Yeterli miktarda magnezyum için badem, ıspanak, mısır gevreği, yulaf ezmesi, patates, yer fıstığı, fıstık ezmesi, buğday kepeği, börülce, yoğurt, pişmiş fasulye, kahverengi pirinç, avokado, barbunya, muz, kepekli ekmek, süt, yoğurt ve kuru üzümü öğünlerinize ekleyebilirsiniz.


Şekere İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Şekere İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Şekere İyi Gelen Yiyecekler

Şeker hastalığı, kandaki şeker seviyesinin yüksek düzeylerde olmasına yol açan kronik bir hastalıktır ve genellikle beslenmenin düzenlenmesi ile kan şekeri dengesi sağlanabilmektedir.

Uygun bir beslenme sadece hastalığın belirtilerini hafifletmekle kalmaz, ilerlemesini ve daha ciddi komplikasyonlara yol açmasını engeller.

Uzun süre tedavi edilmeyen şeker hastalığının yol açabileceği diğer hastalıklar arasında kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, hipertansiyon, gözlerin bozulması ve işitme kaybı bulunmaktadır.

Sizin sağlık koşullarınıza en uygun diyet ancak doktorunuz tarafından belirlenebilir ancak şeker seviyesini düşürdüğü bilinen bazı gıdaları tüketerek tedavi sürecini hızlandırabilirsiniz.

Şeker ve Beslenme
Bakliyat: Fasulye, bezelye ve mercimek gibi baklagiller yüksek oranda suda çözünen besin lifi içerir ve glisemik indeksleri düşüktür. Besin lifi içeren yiyecekler şekerin kana karışma sürecini yavaşlatır ve kan şekeri kontrolüne yardımcı olur.

Lif aynı zamanda besinlerden gelen kolesterol emilimini yavaşlatarak kalp hastalıkları riskini düşürmektedir.

2001 yılında yapılan ve “Nutrition Reviews” adlı bilimsel dergide yayınlanan araştırmaya göre 6 hafta boyunca günde ortalama 25 gram besin lifi tüketen tip 2 diyabet hastaların şeker ve kolesterol seviyelerinde, besin lifi tüketmeyen hastalara oranla önemli iyileşmeler kaydedilmiş.

Tahıllar: İşlenmemiş kepekli tahılların glisemik indeksi düşüktür ve vücut tarafından işlenmesi zamana yayılarak kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açmadan enerjiye dönüştürülür.

Kepekli makarna, tam tahıllı çavdar ekmeği ve kepekli tahıllar kan şekerini sabit tutarken yüksek glisemik indekse sahip olan rafine edilmiş tahıllar kan şekerinde ani yükselmelere neden olabilir.

Omega 3 Yağ Asitleri: Omega 3 yağ asitleri özellikle şeker hastalığı nedeniyle oluşabilecek kalp ve damar rahatsızlıklarını engellemek için önemlidir.

Bu esansiyel yağ asitleri vücut tarafından üretilmediği için tüketilen gıdalar yoluyla alınmalıdır. Keten tohumu ve ceviz dışında tuzlu su balıkları yiyerek yeterli miktarda omega 3 yağ asidi alabilirsiniz.

Tarçın: Yemeklerinizde ekstra tat için kullanabileceğiniz tarçının şekere etkileri hakkında 2003 yılında yapılan ve “Diabetes Care” dergisinde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre 1-6 gram arası tarçın tüketmek kan şekeri dışında kolesterol ve yağ oranını da düşürüyor ve tip 2 diyabet hastalarında kalp krizi riskini azaltıyor.

Sebze ve Meyve: Mineral, vitamin bakımından zengin olan sebze ve meyveler aynı zamanda lifli yapılarıyla kan şekerinin sabit kalmasına yardımcı olur.

İçerdikleri antioksidanlarla bağışıklık sistemini de geliştiren sebzeler ve meyveler arasında lahana, karalahana, portakal, ıhlamur, limon, şalgam, brokoli, turp, ıspanak, greyfurt, çilek ve böğürtlen ilk sıralarda gelmektedir.

Şekeri olanların yağ, tuz veya sos eklenmiş sebzeleri, yüksek oranda sodyum içeren konserve sebzeleri ve turşu tüketmeleri önerilmez.

Yağsız Et: Daha az miktarda doymuş yağ içeren yağsız et kolesterol düzeyini düşük tutmak için idealdir ve bol miktarda protein içerir.

Ringa, somon, sardalye, alabalık, ton balığı, karides, derisiz tavuk ve hindi gibi etlerden vücudunuzun ihtiyaç duyduğu proteini alabilir ve kalp hastalıkları riskini azaltabilirsiniz. Eti pişirirken kızartma yerine haşlama yöntemini kullanın.

Zeytinyağı: İyi kolesterolü yükselten ve damar tıkanıklığına karşı koruma sağlayan zeytinyağını yemeklik yağ olarak kullanabilirsiniz. Zeytinyağı insülin direncini azaltarak kan şekerini sabit tutmaya yardımcı olur.


Sivilcelere İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Sivilcelere İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Sivilcelere İyi Gelen Yiyecekler

Cilde ve özellikle sivilcelere iyi gelen yiyecekler, dengeli beslenme için uzmanların önerdiği gıdalardan pek farklı değil. Örneğin bol bol fast-food, şekerli içecekler, cips gibi atıştırmalıklar ve tuzlu gıdalar ile besleniyorsanız genel sağlığınız gibi cildinizde olumsuz yönde etkilenecektir.

Sağlıklı beslenme listelerinde önerilen sebzeleri, meyveleri tüketiyorsanız cildiniz ihtiyaç duyduğu vitaminleri, mineralleri tam olarak alarak daha pürüzsüz ve parlak görünecektir.

Sivilce oluşumunu önlemek için gıdalar dışında öne çıkan noktalar cildi düzenli olarak temizlemek, nemlendirmek ve bol bol su içmek.

Eğer cilt gözenekleri temizlenmezse bakteri oluşumu artarak sivilce oluşumuna zemin hazırlıyor.

Sivilcelere İyi Gelen Besinler
Sivilcelerin nedeni tümüyle tüketilen gıdalar değil. Stres, uyku düzeninin bozulması, yorgunluk nedeniyle artan testosteron (Erkeklik hormonu olarak bilinir ancak kadınlarda da bulunur) hormonu sivilceye yol açabilir.

Yükselen testosteronu alkol, şeker, doymuş yağlar ve kafeinle desteklerseniz sivilce problemi büyüyerek devam edecektir. Ayrıca egzersiz eksikliği kandaki testosteron düzeyini arttırmaktadır.

Sonuç olarak beslenmenize dikkat etmenin yanı sıra, stresle baş etmeyi öğrenmeli, kafeini, alkolü, doymuş yağları ve şekeri azaltıp kendinize düzenli egzersiz programı oluşturmalısınız.

Aşağıdaki listede cilde iyi gelen bazı gıdalar yer alıyor ancak bu liste dışında cilde ve sivilcelere iyi gelen diğer gıdalar bulunmaktadır.

Sivilceler cilt görünümünü bozacak kadar çoksa ve aldığınız tedbirlere rağmen azalmalarını sağlayamıyorsanız bir doktora görünmenizi tavsiye ederim.

Meyveler ve Sebzeler: Cildimiz, kendini koruyabilmesi ve hücrelerin yenilenmesi için bazı vitamin ve minerallere ihtiyaç duyar. Örneğin akne tedavisi için üretilen ürünlerin pek çoğu A vitamini içermektedir. A vitamininin antioksidan etkisi toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

Havuç, kale, ıspanak, lahana ve kavun çok iyi birer A vitamini kaynağıdır. Yine antioksidan etkisi bulunan bir diğer vitamin olan C vitaminini ise portakal, limon, greyfurt, çilek, domates ve tatlı patatesten alabilirsiniz. Genel sağlığınız için tükettiğiniz meyve ve sebzelerin farklı renkleri olmasına dikkat edin.

Tam Tahıllı Gıdalar: Tam tahıllı besinler beyaz undan üretilmiş gıdalardan daha çok lif, mineral ve vitamin içerir. Bu sayede kan şekerinin sabit tutulmasına yardımcı olarak hormon düzeylerini korur.

Hormon dalgalanmaları nedeniyle oluşan sivilceler tam tahıllı gıdalar arasında yer alan esmer pirinç, yulaf, arpa ile azaltılabilir.

Balık: Yüksek kolesterol içeren kırmızı ete göre sağlıklı bir protein kaynağı olan balıklar ayrıca çinko ve diğer mineraller bakımından da zengindir.

Çinko sivilceleri hafifletmeye yardımcı mineraller arasında gösterilmektedir ancak fazla çinko tüketiminin toksik etkisi vardır ve özellikle çinko takviyeleri uzman kontrolünde tüketilmelidir.

Yeterli miktarda çinko ve genel sağlık için önemli bir rolü bulunan omega-3 yağ asitleri için alabalık, ton balığı, somon gibi soğuk su balıklarından yiyebilirsiniz.

Yağlar: Aşırı yağlı gıdalar cildinizin daha fazla yağlanmasına ve sivilce oluşumuna neden olabilir. Yağ için doğru kaynağı seçmek cilt bakımı için önemlidir.

Yağlı peynir, margarin, tereyağı yerine fındık, badem, keten tohumu gibi bitkisel kaynaklar daha doğru bir seçim olacaktır. Ayrıca tükettiğiniz süt ve süt ürünlerinin yağsız veya az yağlı olmasına dikkat edin.

Sivilce Oluşumunu Azaltmak İçin Diğer Öneriler
Kan şekeri düzeyini yavaş yükselten glisemik indeksi düşük gıdalarla beslenin. Yendikten sonra kan şekerini aniden yükselten gıdalar sivilce oluşumunu arttırabilir. Öğün atlamayın ve kahvaltı etmeden güne başlamayın.

Öğünler arasında uzun süre bırakmak masaya oturduğunuzda çok hızlı ve gereğinde fazla yemenize neden olabilir. Bunun yerine kan şekerini sabit tutmak için daha az ve sık yemeye çalışın.

Alkol tüketimini azaltın ya da bir süre tamamen bırakın. Günde 2 litre kadar su içmeye çalışın.

Stresi yükselten kahve ve çay tüketimini sınırlandırın. Vitamin ve mineral bakımından zengin meyve suları veya bitkisel çaylardan içebilirsiniz.

Kendinize bir egzersiz programı hazırlayın ve haftanın en az 3 günü iyice terleyinceye kadar egzersiz yapın.

Trans yağlarla hazırlanan, işlenmiş gıdalardan uzak durun. Daha az kızartma daha çok haşlama tüketin. Gıda boyası, kimyasal koruyucu ve sentetik gıda takviyeleri ile üretilen gıdaları yemeyin.


Sinir ve Stresten  Uzak Durmanın Faydaları Nelerdir?

Sinir ve Stresten Uzak Durmanın Faydaları Nelerdir?

Bir insan sağlıklı ve huzurlu bir yaşam istiyorsa elinden geldiği kadar sinir ve stresten çok ama çok uzak durmalı, her zaman sakin olmaya çalışmalı, vara yoğa hiç bir zaman sinirlen memelidir. Sinir veya Öfke kontrolünü çok ama çok iyi yapmalı, kendini her zaman kontrol altında tutmaya çalışmalı, şu önemli durumu da yaşam boyunca aklından hiç ama hiç çıkarmamalıdır. Şöyle ki; bu dünyada iyiler nasıl varsa, kötüler de muhakkak olacaktır. Bu kaideye göre kişi adımını her zaman dikkatli ve temkinli atmaya özellikle gayret etmelidir. Kendine taş atana, elinden geldiği kadar gül atmaya çalışmalı ve susmayı çok iyi bilmelidir. Çünkü Söz Gümüşse, Sükut Altındır…
Bu hayatta yaşamaya çalışan her insan inişli ve çıkışlı bir hengameden geçerek yolunu tamamlamaya çalışır. Gittiği yolda karşısına iyilerde çıkabilir kötülerde. Hangisi çıkarsa çıksın onun için hiç fark etmemeli, her zaman vakur bir  duruş sergilemelidir.  Özellikle içinde bulunduğu  psikolojik durumunu devamlı elinden geldiği kadar pozitif seviyede tutmaya çalışmalı ve gereksiz tüm tartışma, sorun, sıkıntı gibi negatif olan şeylerden kesinlikle ama kesinlikle çok uzak durmalıdır.

Kişinin hayatta  en çok dikkat etmesi gereken noktaların başında  sinir ve stres vardır. Bu iki önemli negatif problem bir insan için, hem ruhen hem de bedenen çok ama çok  tehlikeli bir sorun olarak karşımızda durur. İki sıkıntının da  çözüm yollarının başında muhakkak ki her zaman  sakin olmak yatar. Dünya yıkılsa dahi sakinlikten kesinlikle  vazgeçmemeli, yani kendini sürekli  relax (rahat) veya mutluluk formatında tutmalıdır. Bu konuya parelel kişi kendini çeşitli olumlama, telkin yöntemleri veya  programlarıyla,  çok iyi eğitmeli ve bu  çalışmaları hayatında  süreklilik haline getirmelidir. Bilinçli olmaya ve öğrenmeye çok ama çok önem vermelidir.  Bilinçli bir kişi veya toplum her zaman için hem maddi hem de  manevi bir çok sorunun   üstesinden çok rahat bir şekilde gelebilme başarısı göstermiştir.  Bilinçsiz, cahil bir kişi veya toplum ise; hayatta devamlı  çok sıkıntı ve keder içinde bir ömür sürdürür.

Tüm bunlardan mütevellit; insan doğası gereği bir çok duyguları bir arada yaşamaya programlı bir varlık olarak karşımızda durmakta olup, kişiler için en önemli dönem muhakkak ki çocukluktaki geçen dönem veya evrelerdir. Bu dönemi iyi bir şekilde değerlendirebilenler veya tam manasıyla rahat geçirmiş olanlar ile iyi eğitilmiş olanlar gelecek adına daha da ümitvar bir konuma gelir.  Muhakkak ki ümit  her uyanık insanın rüyasıdır.  O nedenle sürekli uyanık ve gözü açık olmaya  özellikle itina göstermeli ve yenilik veya inovasyona önem vermeli ve eğer bir şirketimiz varsa burada da aynı yöntemi kullanmaya çalışarak özellikle AR-GE’ ye çok önem vermelidir. Velhasılı  hayatın tüm renklerini veya güzelliklerini tam manasıyla görerek, hissederek, özümseyerek  yaşamaya çalışmak, bazı gerçekler karşısında kişiye  daha rahat hareket etme şansı kazandırır.

Sonuç olarak; Sinir ve Stres hayatta sürekli başımızda  olan önemli bir psikolojik vakıa olup, bu olaydan kendimizi kurtarmak oldukça kolay olmakla birlikte, çözüm yolunu da iyi öğrenmek icap eder. Eğer çözüm yolu iyi bilinmezse maalesef bu sorunlar her zaman baş ağrıtacaktır.  Çözüm aslında oldukça basittir. Şöyle ki; insan öncelikle içinde bulunduğu ortamın farkında olarak yaşamaya çalışmalı ve anı çok ama çok iyi değerlendirmelidir. Geçmişi ve geleceği bir tarafa bırakmalı, yaşadığı hayatın kıymeti harbiyesini  çok iyi idrak etmelidir. Çünkü geçmişi düşündüğü vakit  içinde bulunduğu zamandan bir tad tuz  alamayacak, aynı şekilde gelecek için ne yapacağım diyerek hayıflandığında da maalesef eline hiç bir şey geçmeyecektir. Buradaki en önemli kritik eşik; hangi durumda olursa olsun  hayattan zevk almayı yani mutlu olabilmeyi  çok iyi bilmek gerektiğidir. Tabii bunu yaparken de üzerinde olan görev veya sorumlulukların farkında olmalıdır.

Hedef! Daima Mutlu ve huzurlu bir hayat yaşamak olmalıdır. Her şey gelip geçici olduğundan kalp kırmaya, gönül yıkmaya zaman yoktur. Tam tersine kalplere vegönüllere girmeye çalışmak yegane gaye olmalıdır. Hayatta her zaman saygıyı, sevgiyi ve muhabbeti ön plana çıkarmalı, kin ve nefreti yok etmelidir.


Selülite İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Selülite İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Selülit, yani cilt altındaki yamru yumru yağ birikintileri, hemen her kadında görülmekte ve bu söylediğimiz sadece öylesine bir varsayım değil.

Bilimsel çalışmalar ve istatistikler on kadından dokuzunda selülit olduğunu söylüyor. Biz her ne kadar kiloları suçlamaya meyilli olsak da aslında selülitin esas sorumlusu genlerimiz olarak kabul ediliyor.

Genlerin ardından vücudumuzdaki toksinler ve hormonlar da selülit oluşumunu tetikleyen diğer faktörler.

İşte bu nedenlerden dolayı doktorlar, vücutta bir kez selülit ortaya çıktığında bu çukurlu, portakal kabuğu diye tabir edilen ve hiç hoşumuza gitmeyen görüntüyü sıfırlamanın bir çaresi olmadığını belirtiyorlar.

Selüliti yok etmeye uğraşmaktansa, görüntünün kötüleşmesini ve vücutta selülitin artmasını engellemeye çalışmak daha mantıklı görünüyor.

Üstelik bunun için pahalı kozmetikler, cerrahi müdahaleler değil, sağlıklı beslenme en iyi çare olarak gösteriliyor.

Selülite iyi gelen yiyeceklerin selülit oluşumunu yavaşlattığı ve cildi sıkılaştırarak selülitli görünümü hafifletebileceği gözlemlenmiştir.

Şimdi selülite iyi geldiği bilinen yiyecekleri ve doğru beslenme alışkanlıklarını yakından inceleyelim.

Selülit Düşmanı Yiyecekler
Brokoli: Besin değerlerine bakıldığında açık ara pek çok sebzeyi geride bakan brokoli hem sağlık hem de güzellik açısından destekleyici pek çok vitamin ve mineral barındırır.

Ancak diğer yiyecekleri gölgede bırakan esas özelliği ise içerdiği alfa lipoik asittir. Alfa lipoik kollajen liflerinin sertleşmesini engeller. Bu da selüliti önlemek adına önemli bir adımdır çünkü cilde canlılığını veren kollajen lifleri sertleştikçe, deri altında selülit görünümüne neden olurlar.

Haftada 3-4 kez haşlanmış brokoli tüketmeniz sağlık ve güzellik açısından yararlı olacaktır.

Domates: Domatese canlı kırmızı rengini veren ve özellikle kadınlar için mucizevi bir antioksidan olarak kabul edilen likopen maddesi kan dolaşımını canlandırmaya da yardımcıdır. Likopen içeren diğer meyveler karpuz, kayısı ve pembe greyfurt da yine hem sağlık hem güzellik açısından beslenme listesine eklenebilir.

Ayrıca C ve E vitaminleri açısından da son derece zengin olan domates, tüm bu içeriğiyle cildin sıkılığını korumasına ve kolajen üretimine destek olur.

Elma şırası sirkesi: Eğer hızlı bir vücut detoksu yapmak istiyorsanız yemeklerinize elma şırası sirkesi eklemeye başlayabilirsiniz.

Bağırsaklardaki zararlı bakterilerin temizlenmesine yardımcı olan bu sirke aynı zamanda karın ve kalça bölgesindeki su tutulmasına da iyi gelecektir. Bütün bu olumlu etkiler elbette selülitli görünümün azalması anlamına da gelir.

Kişniş: Maydanozu andıran ve maydanozdan daha keskin bir tadı ve kokusu olan kişniş, salatalarınıza ekleyebileceğiniz lezzetli bir bitkidir.

Kişnişin selülite karşı önerilen bir yiyecek olmasının ana nedenine gelince ilk olarak vücuttaki yağ hücrelerine değinmemiz gerekir. Yağ hücrelerinin yayılmasının nedeni vücuttaki toksinler ve ağır metallerdir. Kişniş bu zararlı maddeleri bir potada birleştirip vücuttan atılmalarını sağlar.

Ne kadar diyet yaparsanız yapın eğer vücudunuzu toksinlerden arındırmazsanız, yağ hücreleri vücutta yayılmaya devam eder.

Kuşkonmaz: Kuşkonmazın olağanüstü iltihap giderici özellikleri vücutta gaz nedeniyle kaynaklanan şişkinliği önler. Üstelik kalorisi düşük bir yiyecek olduğu için de gönül rahatlığıyla tüketilebilir. Kan dolaşımını da canlandıran bu sebze selülitin başlıca kaynağı olan toksinlerden vücudu arındırmaya yardımcıdır.

Muz: Muz harika bir enerji kaynağıdır ve ayrıca cilde iyi geldiği bilinen çinko benzeri mineraller içerir.

Muzun içerdiği potasyum, kan akışını da hızlandırır ve böylece selülite iyi gelen yiyecekler arasında yerini alır.

Egzersize başlamadan önce bir muz yiyebilir ya da sabahları meyve salatanıza bir tane doğrayarak bu meyveden faydalanabilirsiniz.

Salatalık: Ne yaşta ya da hangi ölçülerde olursanız olun, vücudun su tutması selülit oluşumunu tetikleyebilir. Bu durumda salatalık benzeri idrar söktürücü yiyecekler hem fazla suyu atmanızı hem de vücudun toksinlerden arınmasını sağlayabilir.

Kereviz, kuşkonmaz ve soğan da idrar söktürücü özelliğinden yararlanabileceğiniz diğer sebzelere örnek verilebilir.

Sarımsak: Pek çok açıdan faydalı olan sarımsak artık beslenme uzmanı tarafından doğal bir antibiyotik olarak kabul ediliyor.

Kolesterolü düşüren ve bağışıklık sistemini güçlendiren sarımsak ayrıca kan dolaşımı üzerindeki olumlu etkisiyle vücudumuzdaki başlıca selülit kaynağını, yani zararlı maddeleri atmamıza da yardımcı oluyor.

Su: Vücudunuzun su tutması ve ödeme yol açması asla su içmenizle alakalı bir durum değildir. Dolayısıyla asla su içmeyi ihmal etmemeli ve günde en az 8 bardak su içmelisiniz. Su hem vücuttaki zararlı maddeleri atmanız için doğal bir detoks yöntemidir hem de cildinizin sağlığı açısından önemlidir.

Tam tahıllar: Esmer pirinç, tam tahıllı makarna ya da diğer tam tahıllı yiyecekler uzun süre tok tutan enerji kaynaklarıdır. Böylece size selülit olarak geri dönecek şekerli, tuzlu, yağlı abur cubur ihtiyacını önleyebilirler.

Ayrıca antioksidan özellikleri sayesinde vücuttaki zararlı maddelerin atılmasını sağlar ve bu şekilde selülit savaşında önemli bir yardımcı olarak öne çıkarlar.

Turunçgil meyveleri: Portakal, greyfurt ve limon benzeri tüm turunçgiller selülitle savaşta yardımcı olabilecek meyvelerdir. Vücudumuzda biriken yağ hücreleri, cildin kollajen lifleri denilen ağ tabakasını zorlayarak cildin yüzeyine yaklaşır ve selülit görünümü ortaya çıkar. İşte turunçgiller, içerdikleri bol C vitamini ile kollajen liflerini güçlendirir ve bu ağın yağ yüzünden çukurlaşmasını zorlaştırır.

Ayrıca kan dolaşımını da iyileştirirler. Ancak şeker ve su bileşimi olan bu meyveleri eğer ağır bir yemeğin ardından tüketirseniz, sindirimi yavaşlatıp gaz yapabilirler ki bunun anlamı vücutta zararlı maddelerin çoğalması ve selülit demektir.

Yağlı balıklar: Peynir, sosis ya da diğer benzeri şarküteri ürünlerinde kullanılan işlenmiş yağlar, selüliti engellemek isteyenlerin kesinlikle uzak durması gereken yağlardır. Öte yandan örneğin somon balığı türündeki yağlı balıkların içerdiği iyi yağlar, vücudun yağı metabolize etmesini kolaylaştıran yağ asitleri içerirler. Selüliti oluşturan yağlar da bu işleme dahildir.

Yeşil çay: Metabolizmayı hızlandırdığı ve yağ emilimini engellediği bilinen yeşil çay ne zamandır forma girmek ya da sağlığını korumak isteyenlerin favori içecekleri arasında.

Şimdilerde yeşil çay selülitin yol açtığı portakal kabuğu görünümüne iyi gelen içeceklerden biri olarak kabul ediliyor. İçerdiği teobromin ve kafein maddeleri, vücutta depolanmış olan yağın çözülmesine yardımcı oluyor.

Sağlıklı olduğu ve selülite iyi geldiği belirtilen yiyecekleri tüketmeye özen gösterirken tuz ve şekerden de uzak durmanız önemlidir. Şeker yağ hücrelerinin genişlemesine tuz ise vücudun su tutmasına neden olur. Her iki durum da selülitin oluşması veya kötüleşmesi anlamına gelir.

Ayrıca yağlı veya bol kalorili yiyecekleri tüketmeye devam ederseniz, ara sıra yukarıdaki listeden bir iki sebze veya meyve tüketmek beklediğiniz etkiyi yaratamaz.

Lifli yiyeceklere, taze meyve sebzelere öğünlerinizde yer açın. Hazır gıdalardan, işlenmiş yiyeceklerden uzak durmaya çalışın.

Beslenmenize ve yaşam biçiminize özen göstererek selülitli görünümü azaltabilirsiniz ancak şu an için selülit problemini kökten çözmenin mümkün olmadığını unutmayın.

Faydalı olmaktan çok para tuzağı olan kimi ürün ve hizmetlere karşı dikkatli olun.


Saç Dökülmesine İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Saç Dökülmesine İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Saç Dökülmesine İyi Gelen Yiyecekler

Saç dökülmesi büyük oranda kalıtsal nedenlerle meydana gelir ancak yetersiz beslenme nedeniyle oluşan vitamin ve mineral eksikliklerinin de saç dökülmesine yol açtığı bilinmektedir.

Eğer saçlarınız kalıtsal nedenlerle dökülüyorsa bunu beslenmenizi düzenleyerek durdurmanız mümkün değil ancak saçlarınızın daha sağlıklı görünmesini ve dökülmenin yavaşlamasını doğru bir beslenme programıyla sağlayabilirsiniz.

Saçlarınız belirli bir neden olmadan dökülmeye başladıysa başka bir hastalığın belirtisi olabileceği için bir doktora görünmeniz tavsiye edilir.

Saç Dökülmesi ve Beslenme
Yeşil Yapraklı Sebzeler: Demir bakımından zengin olan yeşil yapraklı sebzeler demir eksikliğine bağlı saç dökülmesini durdurabilir.

Demir eksikliği anemisinin karakteristik belirtisi saçların incelmesi ve dökülmesidir.

Demir eksikliği, kandaki oksijen seviyesini düşürerek organlara ve saç köklerindeki hücrelere yeterince oksijen taşınamamasına yol açar.

Gebelik dönemindeki kadınlar ve çocuklar demir eksikliği riski taşımaktadır. Günlük beslenmenize bol miktarda sebze ekleyerek bu mineralin eksikliğinin yarattığı sorunlara karşı koruma sağlayabilirsiniz.

Meyveler: Pek çok meyve güçlü bir bağışıklık sistemi için gerekli olan C vitamini bakımından zengindir ve antioksidan etkisi yaratır.

C vitamini vücudunuzdaki enfeksiyonları önlemeye yardımcı olurken ısı, güneşin zararlı ışınları ve hava kirliliği nedeniyle yıpranan saçların sağlığını da korur.

Portakal, greyfurt, karpuz, çilek başta olmak üzere C vitamini içeren meyvelerle saçlarınızın daha sağlıklı olmasını sağlayabilirsiniz.

Kuruyemişler: Saçların normal uzama döngüsünün korumasında E vitamini, esansiyel yağ asitleri ve sülfür içeren kuruyemişler oldukça etkilidir.

Ceviz, fındık, badem gibi yemişler saçlara doğal parlaklık verirken yerfıstığı saç dökülmesine neden olan tiroid bezi sorunlarını engelleyen iyot bakımından zengindir.

Yoğurt: Saçların uzamasını teşvik eden kalsiyum ve protein bakımından zengin olan yoğurt aynı zamanda sindirime yardımcı olan iyi bakteriler içerir.

Deniz Ürünleri: Balık, karides ve mideye gibi deniz ürünleri saç köklerini güçlendiren ve hormonları dengelemeye yardımcı olan çinko içerir.

Erkek tipi saç dökülmesinde çinko eksikliyle sık karşılaşılmaktadır.

Ancak aşırı çinko tüketiminin de saç dökülmesine yol açabileceğini göz önünde bulundurarak çinko takviyesi kullanmaya başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız.

Fasulye: Hayvansal gıdalar yoluyla alınan protein için daha sağlıklı bir alternatif olan fasulye sağlıklı saçlar için gereken proteini sağlayabilir.

Tavuk, Hindi: Yeterince protein almadan sağlıklı saçlara kavuşmak ve yetersiz beslenme nedeniyle oluşan saç dökülmesini durdurmak mümkün değil.

Gerekli proteini sağlıksız, yağlı et gibi besinlerden almak yerine daha az yağlı olan kaliteli protein kaynağı tavuk ve hindi eti tüketebilirsiniz. Ayrıca B12 vitamini ve biotin içeren yumurta saçlarınızı güçlendirecektir.

Havuç: Gözlere faydasının yanı sıra saç derisini koruyan A vitamini içeren havuç sağlıklı saç kökleri için tüketilebilir. Saç derisinin sağlıklı olması saçın uzaması, parlak ve dayanıklı olması açısından önemlidir.

Kabak Çekirdeği: Ceviz gibi kabak çekirdeği de omega 6 yağ asitleri, protein, çinko ve demir bakımından zengindir ve tüm bu mineraller saç sağlığını korumaya yardımcı olur. Her gün 1 avuç kabak çekirdeği yiyerek daha sağlıklı saçlara kavuşabilirsiniz.

Saç Dökülmesine Karşı Beslenme Önerileri
Erkek tipi saç dökülmesi düşük yağ içeren bir beslenme programıyla tamamen durdurulamasa da yavaşlatılabilir.

Bazı bilim adamları erkek tipi kelliğin ergenlik döneminde artan testosteron seviyelerine bağlamaktadır.

Hayvansal gıda temelli yüksek yağ testosteron seviyelerini arttırarak saç köklerini olumsuz yönde etkileyebilir.

Proteinden oluşan saç telleri için günlük beslenme yoluyla alınan protein ve B vitaminleri çok önemlidir. Bu proteini yağlı gıdalar yerine fasulye, mercimek, yoğurt gibi kaynaklardan alabilirsiniz.

Avrupa’da yapılan bazı çalışmalar soya proteininin saç büyümesini %15 oranında arttırdığını belirtmektedir.


Romatizmaya İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Romatizmaya İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Romatizmaya İyi Gelen Yiyecekler

Romatizma, tüm dünyada milyonlarca insanı etkileyen, bağışıklık sistemindeki sorunlar nedeniyle eklemlerin iç yüzeyinde iltihaplanmalara neden olan kronik bir rahatsızlıktır. Uzun dönemli, tedavi edilmeyen romatizma, oluştuğu eklemlerin hareket kabiliyetini kısıtlar.

Günümüzde romatizma tedavisinde kullanılan tedavi yöntemleri hastalığı tamamen ortadan kaldırmamakla birlikte etkisini azaltarak belirtilerinin hafifletilmesine yaramaktadır.

Romatizmaya iyi gelen yiyecekleri günlük beslenmenize ekleyerek eklem ağrılarını hafifletebilir, şişliği ve iltihaplanmanın şiddetini azaltabilirsiniz. Herhangi bir besin takviyesi kullanmaya başlamadan önce doktorunuza danışın.

Romatizma ve Beslenme
Nar Özü: Son bir kaç yılda nar özünün romatizma üzerine etkileri alanında yapılan hayvanlar üzerindeki araştırmalar, nar özünün kemik ve kıkırdaklarda oluşan iltihaplanmayı azalttığı yönünde sonuçlara sahiptir.

Düzenli olarak nar suyu ya da nar özü tüketmek romatizmal ağrıların ve şişliklerin azaltılmasına yardımcı olabilir ancak bu alanda kesin bir kanıt için daha çok bilimsel araştırma yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Balık: Balık, özellikle somon, ton gibi soğuk su balıkları bol miktarda omega yağ asidi içerir ve omega 3 yağ asitlerinin iltihaplı hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir.

Haftada en az 3 öğün balık tüketerek romatizma ağrılarını azaltabilir ve eklemleri etkileyen iltihabın yayılmasını yavaşlatabilirsiniz.

Eğer romatizma nedeniyle düzenli ilaç kullanıyorsanız balık yağı kapsülü gibi besin desteklerini kullanmadan önce doktorunuza danışın.

Keten Tohumu: Balıkta olduğu gibi keten tohumu da yüksek oranda omega 3, omega 6 yağ asidi ile besin lifi benzeri bir madde olan “lignan” içerir.

Günlük olarak tüketilen keten tohumu eklem ağrılarını hafifletirken eklem sertleşmesini azaltabilir.

Keten tohumu içerisinde bulunan lif bazı ilaçların emilimini azaltabileceğinden, düzenli ilaç kullananların herhangi bir yan etkiye karşı korunmak adına keten tohumu kullanmaya başlamadan önce doktora danışmaları tavsiye edilir.

Hodan Otu, Frenk Üzümü: Bitki tohumlarında bulunan doğal bir omega-6 yağ asidi olan “gamma-linolenik asit” doğal bir iltihap önleyicidir, romatizma nedeniyle meydana gelen iltihaplanmayı ve dolayısıyla eklem şişliklerini azaltabilir.

Çuha çiçeği, hodan otu ve siyah kuş üzümü gamma-linolenik asit bakımından en zengin gıdalar arasında yer almaktadır. Ancak özellikle hodan otunun aşırı tüketimi karaciğeri yorabileceğinden dikkati tüketilmelidir.

Yumurta: Sağlıklı doku, kemik ve eklemler için sülfür gerekir ve sülfür yumurtada bol miktarda bulunur.

Aynı zamanda B vitamini bakımından zengin olan yumurta kas dokusunun ve eklem dokusunun gelişmesine katkıda bulunur.

Romatizma İçin Doğal Tedaviler
Beslenme ve Egzersiz: Yukarıdaki gıdalara ek olarak romatizma tedavisine destek olması amacıyla tüketebileceğiniz gıdaları doktorunuza danışabilirsiniz.

Ayrıca haftada en az 5 gün, 30 dakika kadar yapılacak egzersizler eklemleri çalıştırarak güçlendirir ve esnekliğini arttırır.

Sıcak, Soğuk Kompres: Uzmanlar artan romatizma ağrıları ve eklem şişlikleri için sıcak ve soğuk kompresin faydalı olduğunu belirtiyor. 15 dakikalık sıcak bir duş eklem ağrılarını azaltabilir.

Aynı şekilde eklemlere uygulanacak soğuk kompres ile kas sertliği, ağrılar ve şişlikler hafifletilebilir.


Reflüye İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Reflüye İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Reflüye İyi Gelen Yiyecekler

Belirli gıdalar ve aşırı yemek, mide asidi üretimini arttırarak reflü şikayetlerine neden olabilir. Bazı gıdalar ise mide ve yemek borusu arasında bulunan, mide asidinin yemek borusuna çıkmasını engelleyen özofagus kasının zorlanmadan işlevini yerine getirmesine yardımcı olur.

Zayıflayan özofagus kası özellikle yağlı ve kızarmış gıdalar, domates içeren yiyecekler, çikolata, kafeinli içecekler ve alkol nedeniyle düzgün çalışmayabilir.

Bu yiyecek ve içecekler reflü ağrılarının artmasına yol açabilir. Bunun nedeni, bu gıdaların mide asidi üretimini arttırması ve sindirilmelerinin uzun sürmesidir.

Uzmanların reflüsü olanlara tavsiye ettiği yiyecekler genellikle sindirimi kolay ve aşırı mide asidine neden olmayacak yiyeceklerdir.

Reflü ve Beslenme
Her insanın sindirim sistemi gıdalara farklı tepkiler verebilir.

Reflü belirtileri genellikle asitli meyveler ve içecekler, kafein, çikolata, alkol nedeniyle artarken reflüsü olan bazı kişilerde bu gıdaların bazıları belirtilerin şiddetlenmesine yol açmayabilir.

Siz de hangi gıdaların reflüyü arttırdığını bulmak için kendinize bir liste hazırlayabilirsiniz. Aşağıdaki sindirimi kolay besinler uzmanlar tarafından reflüsü olanlara önerilen gıdalardır.

Bitkisel Protein: Columbia Üniversitesi’nin yaptığı çalışmaya göre bitkisel kaynaklardan alınan protein mide ve yemek borusu arasındaki asit geçişini engelleyen özofagus kasını zorlamıyor ve bu kasın fonksiyonunun gelişimine katkıda bulunuyor.

Hayvansal gıdalardan alınan protein yerine protein bakımından zengin fasulye (özellikle siyah fasulye) ve mercimek tüketmek reflü belirtilerinin azalmasına yardımcı olacaktır. Siyah fasulye ayrıca sindirim ve genel sağlık için önemli lif, folat ve antioksidanlar içerir.

Lifli Gıdalar: Lifli besinler sindirim sırasında aşırı mide salgılanmasını engeller ve reflü riskini azaltır.

Beslenmenize tam tahıllı gıdaları, lif bakımından zengin meyve ve sebzeleri ekleyerek reflü nedeniyle yaşanan ağrıları hafifletebilirsiniz.

Muz, elma, şeftali, armut, kavun ve çilek bir reflü diyetinde tavsiye edilen meyvelerdir. Ancak lifli olmalarına karşın aynı zamanda asitli olan portal, mandalina ve greyfurt gibi meyveler asit reflüye neden olabilir. Domates ve domatesli gıda ürünlerinin genel olarak reflü şikayetlerini arttırdığı bilinmektedir. L

if bakımından zengin diğer yiyecekler arasında kepekli tahıllar, esmer pirinç, yulaf ezmesi ve bazı makarna türlerini sayabiliriz.

Sebzeler: Domates dışında kalan tüm sebzeler reflü hastalarına önerilmektedir. Tabii sebzelerle hazırlanan yemeklerin az yağlı olması ve sebzeleri salata şeklinde tüketecekseniz salata sosu kullanmamanız tavsiye edilir.

Özellikle lahana gibi omega 3 yağ asitleri, vitamin ve mineral bakımından zengin sebzeler reflünün tedavisine yardımcı olabilir.

Aşağıdaki yiyecekler reflüyü tetiklemeyen ve fazla mide asidi üretimine yol açmadan sindirilebilir;

Elma
Muz
Patates (fırında veya haşlama)
Brokoli
Lahana
Havuç
Fasulye
Yağsız kıyma
Tavuk göğsü (haşlama)
Balık
Beyaz peynir
Ekmek
Kepek
Yulaf
Esmer pirinç
Beyaz pirinç
Mısır ekmeği
Yağsız krem peynir
Soya peyniri
Yumurta akı
Bu liste reflüsü olanların tüketebileceği gıdaların tamamını içermemektedir.

Reflüyü Tetikleyen Gıdalar
Yağlı Gıdalar: Yağlı gıdaların sindirimi zordur bu nedenle mide daha fazla asit salgılamak zorunda kalır. Yağ aynı zamanda sindirimi yavaşlatarak asit reflü riskini yükseltir.

Yağlı ve ağır gıdalardan oluşan bir öğün yerine az yağlı ve sindirimi daha kolay yiyecekleri tercih edin. Kızartma gıdalar, aşırı tuzlu konserve yiyecekler, koruyucu madde içeren içecekleri tüketmeyin.

Domates: Sağlık için çok yararlı “likopen” maddesini içeren domates yüksek asit içeriğiyle reflü şikayetlerini arttırabilir. Ketçap, domates salçası, domates suyu gibi besinlerinde genel olarak reflüyü olumsuz etkilediği bilinmektedir.

Sarımsak ve Soğan: Çiğ sarımsak ve soğan genellikle reflüyle ilişkili mide ekşimesine yol açar ancak bazı uzmanlar sarımsak ve soğanın sadece bazı insanlarda reflüyü tetiklediğini belirtmektedir.

Bu gıdaların sizde reflü ağrılarına neden olup olmadığını öğrenmek için sarımsak veya soğan içeren yiyecekleri tükettikten sonra yanma hissi olup oluşmadığına dikkat edebilirsiniz.

Baharatlı Yiyecekler: Aşırı baharatlı ve acı yiyecekler reflüyü şiddetlendirebilir. Yemeklere eklediğiniz baharatları azaltabilirsiniz.

Nane: Nane mide ve yemek borusu arasında bulunan kasın gevşemesine neden olarak mide asidinin yemek borusuna geçişini kolaylaştırabilir. Taze nane, naneli sakız, nane çayı ve naneli şeker tüketmemeye çalışın.

Reflüyü tetikleyen gıdalar kişiden kişiye farklılaştığı için reflüsü olanlara önerilen her öğünde yedikleri gıdaları not aldıkları bir “yemek günlüğü” tutmalarıdır. Bu günlük sayesinde sizde reflüye neden olan gıdaları net olarak belirleyebilir ve beslenme programınızı buna göre oluşturabilirsiniz.

Mide asidi üretimini, dolayısıyla reflü ağrılarını arttırdığı bilinen bazı yiyecek ve içerecekler;

Portakal
Portakal suyu
Limon
Limon suyu
Greyfurt
Kızılcık suyu
Domates
Kızartma gıdalar
Yağlı et
Yağlı kıyma
Çiğ soğan
Kızartma tavuk
Ekşi krema
Muzlu süt
Dondurma
Likör
Şarap
Bira
Kahve
Çikolata
Pastane ürünleri
Mısır cipsi
Patates cipsi
Koruyucu içeren konserve gıdalar
Gazlı içecekler
Çay